Blogumu nasıl buldunuz

10.10.11

eleştirmek üzerine

eleştiri, doğru kullanıldığında iki tarafa(eleştiren ve eleştirilen) da çok şey katabilecek bir araçtır. ancak hem bir önceki yazımda belirttiğim "kendini değerlendirmekten çok, başkasını yerme" amaçlı hareketler, hem de içten içe bilinçaltında bulunan "üstünlük hissi" nedeniyle çoğu zaman yerini bulmayan, iki tarafa hiçbir şey katmayan, hatta tam aksine iki taraftan da bir şeyler götüren bir silah oldu eleştiri. bir insan bir insanı genelde ne zaman eleştirir? onda, kendine ters ve abuk gelen hareketler gördüğü zaman. şimdi, bu hareketler kime göre neye göre ters? önce onu sorgulamak lazım. senin kendi kendine oluşturduğun değer yargılarının altında çok basit bir mantık yatıyor.

-A kişisi X zamanında Y eylemini gerçekleştirmişti.
-A kişisi X+10(örneğin) zamanında Z eyleminde bulundu.
-Demek ki A kişisinin Z eyleminde bulunması samimi değil.

Bu mantığa göre, A kişisinin sürekli olarak o Y eylemini gerçekleştirmesi gerekiyor. Neden? Çünkü senin onu tanıdığın birkaç senelik dönemde o hep o yönde eylemlerde bulunuyordu. Önceden o A kişisini tanıyor muydun? Hayır. Peki o eylemin üzerinden geçen yıllarda o kişiyle, o Y eylemini gerçekleştirdiği zamandaki kadar sık aynı ortamda bulundun mu? Hayır. Yani sen o A kişisini sadece o Y eylemini gösterdiği zaman dilimi içerisindeki haliyle tanıyorsun. Ama insanlar değişiyor. Yaşıyorlar, görüyorlar, öğreniyorlar, yaşadıklarından ders çıkarıyorlar. Şu an geçmişiyle bugün yaptıklarını bağdaştıramadığın için sert bir şekilde eleştirdiğin insan, o günden bu yana birçok şey yaşamış, görmüş, öğrenmiş olabilir. Belki o Y eyleminde bulunmasaydı, Z eyleminde bulunmakta bu kadar kararlı ve samimi olmayabilirdi. Ya da içindeki boşluğu, onu o geçmişteki Y eylemini yapmaya iten boşluk veya benzeri şeyleri dolduracak şeyi Z eyleminde bulmuş olabilir. Bir şekilde Y, Z'ye dönüşmüş olabilir. İhtiyaç aynı, istek aynı, nesneler değişmiş olabilir sadece.

Gelelim bu eleştirilerin altında yatan oluşumlara.
Öncelikle bir insan, diğer bir insanı, tüm bu yukarıda verdiğim olasılıkları düşünmeden acımasızca eleştirme hakkını kendinde görebiliyorsa kendini o insandan üstün görüyor demektir. "Ben doğru biliyorum, benim bu yukarıdaki olasılıklara ihtiyacım yok,onları düşünmek zorunda değilim.İstediğimi istediğim şekilde eleştiririm,bu kimseyi ilgilendirmez." Tırnak işaretleri içerisindeki cümlelerin üst seviyede kibir taşıdığını görmemek imkansız değil mi? Ama dile getirmeseler de bu tür insanların bilinçaltında bu cümleler yatıyor. Eleştiriye gelememelerin sebebi de bu fikir aslında. Eleştirileriniz onlarınki kadar acımasız olmasa da, enine boyuna düşünülüp söylenmiş cümleler olsa da sizin bu cümleleriniz, bu eleştirileriniz onlara diken gibi batacaktır çünkü kibir adı verilen dışı sert içi dikenli kabuktan zırhı üstlerine geçirmişlerdir ve siz hafifçe dokunsanız bile canları yanar.

Başka bir ihtimal, kendilerinde göremedikleri, sahip olamadıkları, içten içe hep reddettikleri halde sahip olmak istediği kişiliği ya da yapmak istedikleri şeyleri karşı tarafta görünce kedi-ciğer ilişkisinden yola çıkarak böyle bir harekette bulunmuş olma ihtimalleri. Ki bu en karmaşık, en illet durumdur, o yüzden detaylarına inmek istemiyorum.

Sonuç olarak, her kötü düşünce aslında sahibini yaralar. İnsan bu, doğadaki en savunmasız varlıklardan biri. Bir şeyi neden yaptığı konusunda onlarca hatta yüzlerce teori öne sürülebilir. Ama yaptığı şey sana zarar vermiyorsa, o kişi senin hayatında yer edinmiyorsa, onun hakkında kötü düşünüp kötü konuşmak kimseye fayda sağlamaz. Savaşlar üzerine kurulu bu dünyada, biraz sabır,biraz hoşgörü ve biraz anlayışın kimseye bir zararı olmaz. Aksine tüm dünyayı saran nefret duygusundan kendini arındırabilmeni sağlar. Anneni seversin,babanı seversin,kardeşini yakın arkadaşını sevgilini seversin. Bunlar zaten olması gereken şeyler. Ama insanı sev. İnsanı sev ki o insan da sevmeyi sevilmeyi öğrensin akrabaları,sevgilisi haricinde birinden. Sen bir insana sevmeyi öğretirsen, o başka bir insana öğretir. Kötülük gibi iyilik de bulaşıcıdır. Sevgi de bulaşıcıdır. İnsanların en büyük ihtiyaçlarından biridir sevgi ve sevgiden yoksun bir toplum tehlikelidir. Bir insan, yakın resimde sadece 'bir' insan olarak görülebilir ama resme uzaktan baktığımızda bütüne odaklandığımızda o insan dünyanın ve evrenin bir parçası, bir dişlisidir. Her insan birbirine bağlı hareket eder. O yüzden küçümsememek gerekiyor. Ne der ünlü bir şarkı "Dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak her şey..."

Eleştirileri, yıkıcı değil yapıcı biçimde kullanan bir toplum dileğimle...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder