"Bir kişinin itham edildiği bir suçtan mahkum edilebilmesi için iddia makamının suçun, tüm unsurları ile, sanık tarafından işlendiğini makul şüpheden arı olarak ispatlaması gerekir".
Özetlemek gerekirse;
"Suçu ispatlanana kadar kimse mahkum edilemez."
Peki olan nedir?
Suçu ispatlanmamış, gerçek ya da yalan delillerle içeri alınmış insanların, yıllardır içeride tutulması.
Bu nedir? Bu rehin almaktır. Bunca senedir ispatlanamayan şeyin gerçekliğinden şüphe ederim zaten.
Balbay ve Haberal'ın bu durumundan dolayı sorulan sorulara cevap veremeyen iktidar yandaşları "Yasalarımız en iyisini bilir, hakimlerimiz vs en iyisini bilir." deyip işin içinden sıyrılıyor. Hukukun şu en bilindik kuralını bile görmezden gelenler mi bilir en iyisini? Bu iktidarlık değil, bu faşistlik.
Başbakan “Partiler bunun böyle olacağını bilmiyorlar mıydı? Bunları aday gösterdiler. Başka aday bulamamışlar mı?” sözleriyle kendiyle çeliştiğinin gayet farkında aslında. Ama halk bu derece gaflet uykusunda oldukça, istediğini söylesin, yine aldığı oy %40'tan az olmayacak. Kendisi, partisindeki milletvekillerinin bazıları, meclise girmeden önce sanık, hatta hükümlü değiller miydi? Milletimiz ne çabuk unutuyor. Daha 10-20 sene öncesini unutan bir millete gidip de 40-50 hatta 100 sene öncesinden bahsetmem yersiz. Oysa verilecek ne çok örnek var bu konuda. Tarih bu noktada sürekli tekerrür ediyor, ama kimse geçmişten ders çıkarmıyor. O zaman tarih derslerinin anlamı nedir? Tarihinden ders çıkarmayacaksan, tarih dersi senin için ancak ezberleyip sınıf geçilecek bir ders olur ve bu zihniyetteki insanlara bu hükümet müstahaktır.
Bu insanlar milletvekili adayı olmadan önce çeşitli belgeler almış ve bunu seçim kuruluna vermişler. Seçim kurulu onay vermiş. Demek ki neymiş? Bu insan milletvekili adayı olabilirmiş. Milletvekili adayı olabilen insan milletvekili de olabilir. Sen onayını vermişsin, halkın seçmiş. Hani şu "Halkımız seçti bizi." diye bahsettiğin halk. Seni seçen halkın da o insanları seçen de senin halkın değil mi? Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?
Haklarında hiçbir yolsuzluk dosyası bulunmayan, hakkındaki iddialar halen ispatlanamamış insanların haklarını ellerinden almak... Bu faşistlik değildir de nedir?
YÖK'ü hiç bu konuya katmayacağım, gençlerin geleceğiyle oynandığı apaçık ortada ve o da başka bir yazının konusu zaten ama internette bir forumda gördüğüm şu cümleyle özetlenebilir : "AKP'nin ileri demokrasisi nedir ? 2002'de 'YÖK'ü kaldıracağım!' diye iktidar olup 2011'de YÖK'ü ele geçirmesidir."
Sorular çok ama soran yok, soranlar rehin/rehine olmuş, geriye kalan sürüdeki koyunlar afyon tarlasında otlamakta... Televizyon ve medya yoluyla uyuşturulmuş beyinleriyle, aç bırakılmış karınları ve kendi ceplerinden alınan parayla az buçuk doyurulan karınlarıya, araba alacak durumu olmayan ama yapılan yollara "Aa yol yaptı adamlar." hayranlığıyla bakan hipnotize olmuş gözleriyle, bir daha kullandı halk iradesini. Ama bazı gerçekler de var ki,
*"Oy verenler hiç bir şeye karar vermez. Oyları sayanlardır her şeye karar veren"(J.Stalin) ,
*"Yasalara saygı duyulan bir devlet için demokrasi en kötü yönetim şeklidir. Yasaya saygı duyulmuyorsa o zaman da en iyi yönetim şeklidir."(Platon) ,
*"Demokrasi duymak istediğinizi sandığınız şeyi size söylemelerinin ardından diktatörlerinizi seçmenizden ibarettir."(Alan Coren)
*Bir tek kişiye yapılan haksızlık, bütün topluluğa yönelmiş bir tehdittir.(Montesquieu)
*''Cahil bir toplum, özgür bırakılıp kendine seçim hakkı verilse dahi, hiçbir zaman özgür bir seçim yapamaz. Sadece seçim yaptığını zanneder. Cahil toplumla seçim yapmak, okuma yazma bilmeyen adama hangi kitabı okuyacağını sormak kadar ahmaklıktır! Böyle bir seçimle iktidara gelenler, düzenledikleri tiyatro ile halkın egemenliğini çalan zalim ve madrabaz hainlerdir!"(Nietzsche)
Özellikle elektronik ortamda yapılan seçimin güvenilirliğinden söz edilememesi gerçeği...
Ama yine de sorarım size, Bu vatana nasıl kıydınız?
30.6.11
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
